Ana içeriğe atla

Sunuyorum, Öyleyse Varım!

René Descartes'ın “düşünüyorum, öyleyse varım”  sözü sanıyorum birçok yerde farklı şekillerde kullanılmıştır. Günümüz iş ortamında sunum yapmanın bir profesyonelde olmazsa olmaz bir özellik olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Şirket içinde ve kariyerinizde başarılı olabilmek, kendinizi anlatabilmek için sunum becerilerinizin üst düzey olmasa da iyi bir noktada olması şart. Bu sebeple, iyi sunum yapabilmek, ben de buradayım demenin bir diğer adıdır aslında. Kısacası işinizi, projenizi iyi sunuyor ve anlatabiliyorsanız iyi bir kariyer yolunda siz de varsınız.



Şirketlerin kendi içlerindeki yetenekleri keşfetmek için ne denli para ve zaman harcadıkları ortada ancak yine de şirketlerin sizin yeteneklerinizin hepsini bulabilmesi ve geliştirebilmesi pek mümkün değil. Şirket için de kariyerinizde ilerlemenin en iyi yollarından birisi de iyi sunum yapabilme becerilerinden geçiyor. Madem sunum becerisi sizi kariyerinizde bir adım öteye taşıyabilecek, gelin beraber şu sunum meselesine bakalım.

Etkili Sunum İçin şu dört soruyu kendine sor

1.       Kiminle konuşuyorum?

Hedef kitlenizi iyi tanımalısınız. Kimlere sunduğunuzu detaylandırmanız çok önemli. İlgileri, ihtiyaçları, sunumdan beklentileri… Onlar için her şeyden değerli olan zamanlarını neden sizin sunumuza ayırmaları gerektiğidir.  Bunları netleştirmeden sunumu hazırlamamakta fayda var.

2.       Motivasyonum ne?

Evet. Bu sunumu hangi motivasyonla hazırlıyorsunuz? Projenizi satmak için mi? Üst yönetimi ikna etmek için mi? Terfi?.. Sunum motivasyonunuz aynı zamanda tekniğinizi de belirleyeceği için önemlidir. Aynı zamanda, sunumunuzun başarıya ulaşıp ulaşmadığını da anlamanın en önemli yoludur. Sunumun sonunda amacınıza ulaştıysanız başarılı olmuşsunuzdur.

3.       İçeriğim nasıl olacak?

İlkokuldan beri “giriş gelişme sonuç” ilkesini biliyorsunuz. Bu ilke sunum hazırlarken de yanınızda olacak. Sunuma iyi bir giriş yapmalısınız. Yetişkinlerin kısa bir sürede dikkatlerinin dağıldıklarını unutmayın. Bu sunumun onların hangi derdine derman olacağını girişte açıklayın. Gelişmede ise vermek istediğiniz mesajı net bir şekilde verin. Fazla kalabalıktan kaçının. Kalabalık insanların aklını karıştıracak ve asıl vermeniz gereken mesajdan onları uzaklaştıracaktır. Son olarak, etkili bir hikaye etkili bir sonuç için birebirdir. Sunumu özetleyin ve bitirin.

4.       Tasarımım nasıl olacak?

İnsanların çok büyük bir kısmı görsel öğelere tepki vermektedir. Bu sebeple gereksiz uzun yazılardan kaçının. Konuyu anlatacak düzgün, dikkat çekici ve güçlü bir görsel okunmayan upuzun yazılardan daha faydalı olacaktır.

Tüm bunlara ek olarak, sunumun ruhu sizin enerji dolu anlatımınızla tamamlanacaktır. Seyircileri sıkmayan, fayda görecekleri ve esinlenecekleri bir sunum sizi başarıya ulaştırır.

İyi sunumlarda görüşmek dileğiyle…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

3. Koçluk Konferansı

Merhaba, Yepyeni, heyecan veren ve beni mutlu eden bir çok projenin içinde olmam sebebiyle epey zamandır bloğuma yazamıyordum. Çok yoğunum demek istemiyorum ama bir miktar işlerimi önceliklendirmem gerekti. Tüm bu heyecan verici işler arasında kısa bir mola yakalama şansına sahip olunca hemen bu vakti değerlendirmek ve birikenleri, paylaşmak için can attıklarımı yazmaya başlamalıyım dedim. İlk olarak sizleri bir konferanstan haberdar etmek istiyorum:  III.ULUSAL KOÇLUK KONFERANSI. 2013 yılından itibaren Türkiye’de de bir meslek olarak kabul edilen koçlukla ilgili 2 yıldır düzenlenen konferans, bu yıl üçüncüsüyle yine karşımızda olacak. Bu seneki teması  “İŞ DÜNYASINDA KOÇLUK” olan konferansı Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF Türkiye) düzenliyor. 9 Nisan 2014 tarihinde gerçekleşecek konferansın konuşmacıları ise aşağıdaki gibi. Tim Bright Başkan Yardımcısı, Avrupa Koçluk ve Mentorluk Konseyi, (EMCC) Türkiye Çağlar Çabuk Başkan, Koçluk Platf...

Değişim

Bu blogta, eğitimle ilgili ve son dönemlerde de koçlukla ilgili yazdığım birkaç yazı dışında farklı konular kaleme almıyorum. Genelde insana dokunan yazılar paylaşmaya çalıştım. Kariyer hayatımda İnsanı, sistem gibi makinenin bir parçası olarak gören işlerden elimden geldiğince kaçındım. Belki de bu sebeple eğitimi diğer İK süreçlerine göre daha çok sevdim. Bir eğitim tasarımı yapmak, içerik hazırlamak, hazırlanan içeriği ister uzaktan ister yakından olsun sunmak, kişide değişime vesile olmak… İşte bu ve daha sayamadığım birçok şey beni eğitimle ilgili birisi yaptı. Hayatımın başka hiçbir kısmında eğitimden aldığım keyfi alamadım. Keza koçluk da böyle bir şey… İnsana dokunuyor. Kişilerin hayatında olumlu dönüşümler ve gelişimler oluşturmanıza vesile oluyor. İşte bu tam da bana göre. Bazen neden diye soruyorum. Neden kişilerin hayatlarında değişime ve gelişime vesile olacak işleri çok seviyorum. Belki de bunun cevabı, tüm hayatım boyunca gelişim ve değişimin en büyük arzuları...

İşe Yarıyorsa Gerçektir

İşe Yarıyorsa Gerçektir Ah Şu Eğitim Birimleri… Yukarıdaki başlık benim ortaya attığım bir doğru değil. Tam olarak hangisi olduğunu hatırlayamadığım İK zirvelerinden birinin sloganıydı. Felsefe tarihinin, bu en eski ve köklü tartışması olan gerçekliğin, işe yaramakla ilgili olduğunu söyleyen bir önermeydi. Dünyanın fizik kurallarıyla var olduğunu düşündüğümüzde bu önermenin altının ne kadar dolu olduğunu da görebiliyoruz. Bugün, önemli noktalardaki bir çok şirketin gözlemlenebilir ölçütlerle iş süreçlerini yürütmesi de bundandır. Gelelim insan kaynağının eğitimi ve gelişimine… Eğitim dünyasının Oscar’ı olarak kabul edilen, eğitim ve gelişim alanında dünyanın en büyük meslek kuruluşu olan ASTD (American Society for Training & Development) tarafından her yıl düzenlenen Uygulama Mükemmelliği eğitim ödülüne bu sene İş Bankası layık görüldü. İş Bankası Yetenek Yönetimi ve Eğitim Birimleri Müdürleri Ülker Yıldırımcan ve Ayşe Özel  bu ödülün almalarındaki en büyük payın y...